Kayıtlar

Ayrılık...

Kalabalık bir peron, trenin bacasından çıkan kalın dumanlar, tekerleklerin arasından fışkıran buharlar, çan sesleri, gürültüler ve sessizce birbirine bakan kederli iki insan... Söylenecek o kadar çok söz ve bunları söyleyebilmek için o kadar az zaman vardır ki kimse bir şey söyleyemez. Kalabalığın ortasında iki kişilik bir sessizlik büyür. Arada bir kısa, kesik, manasız cümleler söylenir. Ve birbirinden hiç ayrılmak istemeyen iki insan, bir an önce tren kalksın, bu huzursuz sessizlik bitsin ve derin acılarına gömülsünler diye beklerler. Acının, birkaç dakikalığına da olsa bir sıkıntıya bürünmesi, onları biraz sonra çekecekleri acıdan daha fazla kederlendirir. Sonra düdük çalar. Tren olduğu yerde kımıldanır. Aralarından biri trene biner. Tren yavaşça hareket eder. Kalan, trenin yanında yürümeye çabalar. Giden, cama dayanır. Birbirlerine bakarlar. Öyle bakarlar. Tren hızlanır. Aralarından biri "Seni seviyorum" diye bağırır ama artık çok geçtir, kelimeler rüzgara karışıp kaybolu...

Her şey ‘son’lanır

Her şey 'son'lanır.İnsan hayatı da. Bir çiçeğin ömrü de.  Sıcak.Soğukluk.Gece son'lanır,gündüz son'lanır.Hayaller de öyle .Hayallerin bir ömrü vardır.Küçük hayaller,büyük hayaller...

yaz günlükleri.1

Hava masmavi.Rüzgar apak.Deniz süt gibi.Akşamüstü gelincik.Gün sıcak elbiseyi üstünden yenice atmış.Anlayacağınız yeryüzü bir cennet şimdi.Dergi de güzel şeyler yazıyor mesela:"Gecenin gündüzden intikamıdır rüya görmek...Yine devam ediyor başka bir söz:"İstediğin şey şey ile istemediğin şey arasında pek fark yoktur aslında.Şey mesele"

Günün Yazısı...

“Her ne olursa olsun; kendin olmak için asla geç değildir... Ya da benim durumumda asla ‘erken’ değildir... Bunun zamanı yoktur... İstediğin zaman başlayabilirsin... Değişebilir; ya da aynı kalabilirsin... *** Bu işin bir kuralı yoktur... Hayatımızı iyi ya da kötü yaşayabiliriz... Umarım seninki mükemmel olur... Umarım seni şaşırtacak şeyler yaşarsın... Umarım daha önce hiç hissetmediğin duygular yaşarsın... Umarım hayata başka bir pencereden bakan insanlarla karşılaşırsın... Umarım gurur duyduğun bir hayat yaşarsın... Ve eğer yaşamadığını düşünürsen; umarım içinde her şeye yeniden başlayacak gücü bulursun...

Bugün Pazar...

Bugün günlerden pazar.Bu cümleyi ne zaman kursam aklıma nedense hep Nazım Hikmet'in şiiri aklıma gelir: " Bugün pazar.   Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar.  Ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün  bu kadar benden uzak  bu kadar mavi  bu kadar geniş olduğuna şaşarak  kımıldamadan durdum.  Sonra saygıyla toprağa oturdum,  dayadım sırtımı duvara.  Bu anda ne düşmek dalgalara,  bu anda ne kavga, ne hürriyet, ne karım.  Toprak, güneş ve ben...  Bahtiyarım..."  Bugün pazar.Hava sıcak.Gökyüzü masmavi.Deniz mavinin her tonu.Rüzgar tatlı tatlı esiyor.Kulağımda binbir melodi.Dudağımda şükür her dilde.Bugün pazar.Tembellerin günü.Hepinize güzel bir pazar günü diliyorum.

İnsanız ve çokça tuhafız!

İnsan.Tuhafız.Çok şey yapmak istiyoruz aynı zamanda.Bir kafede oturup kahve içmek,deniz kenarına gidip denizi seyretmek istiyoruz.Birini yaparken acaba diğerinden eksik mi kaldım korkusunu yaşıyoruz.Acaba onu mu yapsaydım sorusu o anı mahvetmeye yetiyor bile.Halbuki o anın tadını çıkarabilsek,yavaşlayabilsek o ana odaklanabilsek çok daha güzel olacak onu biliyoruz ama yapamıyoruz.Odaklanabilmek bu kelimenin altı kalın bir şekilde çizilmeli.Odaklanmıyoruz,kendimizi veremiyoruz.Haliyle de mutsuz oluyoruz.Hepimiz bu dünyaya gözümüzü açarken "normal" açıyoruz,çok azımız normal kalmayı başarabilirken çoğumuz deliriyoruz.İnsanız ve çokça tuhafız.

Bana göre Hayat!!!

Hayatı başka yollarda,başka türlü yaşamaya çalışanlar bu yazı " Bana göre hayat bir dizi rastlantı ve bizim o rastlantılarla nasıl var olduğumu ya da olamadığımız.Önce günaydın,sonra biraz haz,biraz acı ,biraz aşk,biraz yalnızlık,biraz boyun eğme,biraz başkaldırı ardından iyi geceler…Düş gücü ve tutkuları engellenmişler içinse hayat çocukken oynadığımız oyunların büyüyünce izin verilmeyen oyunsuzluğu.Bence hayat tartışılması gerekmeyecek kadar sıradan ve yalın…"