Ne kadar doğru bilmiyorum. Hem öyleyse de nasıl uyuyorlar değil mi? Bu soruyu sordum diye hemen cevabını söylemeyin. Sorduğum her sorunun cevabını bilmek istemem. Hem ben zaten soruları, cevaplardan daha çok seviyorum ama zaten konumuz bu değil, hareket. Ben daha aklına koyduğu bir şeyi yapmak için, beklemeden yola koyulan aceleci insanlardan bir şikayet geldiğini duymadım. Ertelemenin, tıpkı o cümledeki gibi, akan suya taş attığını, gidilecek yerden alıkoyan bir birikimle nehir yatağını boş vesvese ve kuruntularla kirlettiğini fark ettim. Seni heyecanlandıran bir şeyi yapmak için beklediğin beş dakika bile, kum taş toz. Bulanıklık, çırpıntı, kayıp. İnsanı araba gibi düşünelim. Bazen her şeyi, başka bir şeymiş gibi düşünmek çok işe yarar. İnsanın da arabanın da vitesleri var. Bir yere gitmek, bir şeyi oldurmak için bire alıyor, kalkıyor. Sonra, vay efendim üşendim, yok efendim yapmayayım şöyle olur böyle olurlar, vites büyütmeye engel oluyor. E ne oluyor bu durumda...